Kişisel

Mentörlük ve Bilgi Paylaşımı: "Öğreterek Öğrenme" Modeli

25 Şubat 2026 7 dk okuma 6 görüntülenme

O Sancılı Yüzleşme: Gerçekten Biliyor muyum?

Geçenlerde, Pixel Lab® ofisinde sessiz sedasız kod yazarken, ekibe yeni katılan genç bir arkadaşımız yanıma geldi. Ekranda, yıllardır gözüm kapalı yazdığım, adeta kas hafızama kazınmış bir servis mimarisi açıktı. Bana gayet masum bir soru sordu: "Buğrahan abi, buradaki bağımlılıkları neden doğrudan enjekte etmek yerine araya bir katman daha koydun?"

Gülümsedim, sandalyemde geriye yaslandım ve "Şimdi sana işin mutfağını anlatayım" edasıyla söze başladım. Ancak o da ne? Cümleler ağzımdan bir türlü toparlanıp çıkmıyordu. Zihnimde her şey o kadar netti ki, ama kelimelere dökmeye kalktığımda darmadağın oluyordu. Teknik terimleri art arda sıraladım, havada ellerimle görünmez kutular çizdim ama karşımdaki o boş bakışları silemedim. Laf aramızda, o an içimden şu soğuk gerçeği itiraf ettim: Ben bu konuyu aslında tam olarak anlamamışım. Sadece ezberlemişim ve çalışır hale getirmeyi öğrenmişim.

Yazılımla tanıştığım o karanlık 2005 yıllarından beri bilgisayar başında binlerce saat geçirdim. Uykusuz geceler, çözülen hatalar, biten projeler... Ama o gün o masum soru, bana kariyerimdeki en büyük derslerden birini verdi. Bir şeyi gerçekten bilmekle, onu sadece kullanabiliyor olmak arasında devasa bir uçurum var. Ve o uçurumu kapatmanın tek bir yolu var: Öğreterek öğrenme.

Feynman Tekniğini Ormanda Keşfetmek

Eminim birçoğunuz Richard Feynman'ı ve onun o meşhur öğrenme tekniğini duymuştur. Basitçe der ki; bir konuyu gerçekten öğrenmek istiyorsan, onu sekiz yaşındaki bir çocuğun anlayabileceği kadar basitleştirerek anlat. Eğer takılıyorsan, bil ki o noktada bilgi eksiğin var. Dön, tekrar çalış ve tekrar anlat.

Açıkçası ben bu tekniğin teorik adını öğrenmeden çok önce, kendi hayatımda, özellikle de doğada pratik etmeye başlamıştım. Biliyorsunuz, bilgisayarı kapattığım an kendimi ormana, o sessizliğe atıyorum. Kamp ateşi yakmak, bisikletle uzun rotalar yapmak benim denge noktam. Birkaç yıl önce, hayatında hiç kamp yapmamış bir arkadaşımı ormana götürdüm. Ona çadır kurmayı, ateşi doğru beslemeyi ve rüzgarın yönünü okumayı anlatmam gerekiyordu.

Ona, "Kavları alıp piramit şeklinde diz ve rüzgarı arkana al" demek yerine, ateşin neden oksijene ihtiyaç duyduğunu, odunların diziliminin bu hava akışını nasıl sağladığını anlatırken buldum kendimi. Bunu anlatırken aslında ateş yakmanın sadece bir ritüel değil, basit bir fizik ve kimya denklemi olduğunu kendi zihnimde de yeniden yapılandırdığımı fark ettim. O gün o ateşi o yaktı, ama ateşin arkasındaki o "neden" sorusunun cevabını aslında ben öğrenmiş oldum. İşte mentörlük ve bilgi paylaşımı tam olarak böyle bir şey. Karşı tarafa bir kıvılcım verirken, kendi zihninizdeki ormanı aydınlatıyorsunuz.

Topluluk Gücü: Sadece Almak Değil, Vermek

Sektörde belli bir yılı devirdikten sonra, insan ister istemez bir konfor alanına giriyor. Pixel Lab®'ı kurarken amacım karmaşık problemleri alıp temiz ve sade sistemler kurmaktı. Ama kapalı kapılar ardında, sadece kendi projelerinizle uğraştığınızda gelişiminiz bir yerde plato çizmeye başlıyor.

Şunu fark ettim ki, profesyonel hayatta kişisel gelişim dediğimiz şey sadece yeni bir dil veya framework öğrenmekten ibaret değil. Asıl sıçrama, bir topluluğun parçası olduğunuzda gerçekleşiyor. Bugün Discord gruplarında, Slack kanallarında veya yerel yazılımcı buluşmalarında aktif olarak yer almanın, birilerine mentörlük yapmanın inanılmaz bir dönüştürücü gücü var.

  • Sorular Sizi Araştırmaya İter: Bir foruma girip birinin "Veritabanı optimizasyonunda nerede hata yapıyorum?" sorusunu yanıtlamaya kalktığınızda, emin olmak için dökümantasyonları tekrar açarsınız. O an aslında kendi bilginizi güncellersiniz.
  • Farklı Perspektifler Kazanırsınız: Sizin aklınıza asla gelmeyecek bir "edge case" (uç durum), öğrenme sürecindeki birinin yaptığı bir hata sayesinde karşınıza çıkar.
  • Kişisel Markanız Doğal Bir Şekilde Büyür: İnsanlar ne bildiğinizle değil, o bilgiyi nasıl paylaştığınızla ilgilenir. Samimiyetle ve beklentisiz yapılan topluluk katkısı, sizi sadece bir "kod yazarı" olmaktan çıkarıp bir "problem çözücü" ve "rehber" haline getirir.

Geri Bildirim Döngüsü ve "Başlangıç Zihni"

Bilgi paylaşımı sürecinin en sevdiğim yanlarından biri de karşıdan gelen geri bildirimler. Kendi YouTube kanalımda tamamen amatör bir ruhla vahşi yaşam belgeselleri kurguluyorum biliyorsunuz. Profesyonel bir iddiam yok ama doğanın o vahşi atmosferini ekrana taşımak bana müthiş bir keyif veriyor.

Bu belgeselleri kurgularken, bir hayvanın davranışını izleyiciye anlatabilmek için sayfalarca araştırma yapıyorum. Videoyu yayınladıktan sonra gelen yorumlar ise işin en büyüleyici kısmı. Biri çıkıp, "Peki o kuş türü kışın neden o rotayı tercih etmiyor?" diye soruyor. Alın size mükemmel bir geri bildirim döngüsü! Benim hikayeyi kurgularken tamamen atladığım, aklıma bile gelmeyen bir detay. O soru sayesinde dönüp yeni bir şeyler öğreniyorum.

Aynı durum yazılımda da geçerli. Mentörlük yaparken karşı tarafın o saf, önyargısız ve "başlangıç zihni" (beginner's mind) ile sorduğu sorular, sizin yıllardır taşıdığınız bilgi lanetini (curse of knowledge) kırıyor. Biz uzmanlaştıkça, bazı şeylerin "zaten öyle olması gerektiğini" varsaymaya başlıyoruz. Ama öğrenme sürecindeki biri size gelip "Neden?" dediğinde, o çürük temellerle yüzleşmek ve onları yeniden, daha sağlam bir şekilde inşa etmek zorunda kalıyorsunuz. Öğrenme teknikleri arasında, bir aceminin sorusuna maruz kalmaktan daha etkili bir test olduğunu sanmıyorum.

Bilgiyi Sandıkta Saklamanın Anlamsızlığı

Yıllar içinde edindiğim tecrübeler bana şunu çok net gösterdi: Bilgi, paylaştıkça azalan bir kaynak değil; aksine, paylaştıkça çoğalan, derinleşen ve sizi de büyüten canlı bir organizma.

Bazen genç arkadaşlarda veya sektöre yeni girenlerde şu korkuyu görüyorum: "Ben daha yolun başındayım, kimseye öğretecek kadar iyi değilim." Bu, düşülebilecek en büyük tuzaktır. Sizin dün çözdüğünüz o sinir bozucu hata, bugün başka birinin kabusu olabilir. Sizin dün öğrendiğiniz o küçücük ipucu, bir başkasının saatlerini kurtarabilir. İlla on yıllık bir "Senior" olmanıza gerek yok. 2. adımda olan biri, 1. adımda olan biri için mükemmel bir mentördür.

Ben kendi dünyamda; ister ekrandaki o karmaşık kod satırları arasında olsun, ister ormanın o sessiz ve sade derinliğinde olsun, bildiğim ne varsa anlatmaya, paylaşmaya gayret ediyorum. Çünkü anlattıkça anlıyorum, paylaştıkça kendi cehaletimle yüzleşip kendimi yontuyorum.

Şimdi ekranı kapatmadan önce kendinize şu soruyu sorun: Bugün öğrendiğiniz, küçücük de olsa o yeni bilgiyi, yarın kime anlatacaksınız? Gidin ve birine o konuyu açıklamaya çalışın. Takıldığınız yerde gülümseyin, geri dönün, okuyun ve tekrar anlatın. Asıl öğrenme serüveninizin tam da o an başladığını göreceksiniz.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
0 / 2000